Site İçi Arama
 






















MENOPOZ VE OSTEOPOROS / SIK SORULAN SORULAR ve CEVAPLAR

Bu bölümde menopoz ve osteoporoz ile ilgili sizden gelen sorularınız ve bu soruların güncel cevapları bulunmaktadır.


KONU ALT BAŞLIKLARI

Menopoza girdiğimi nasıl anlayabilirim?
Menopoza girdikten sonra çocuk sahibi olabilir miyim?
Menopoz bir hastalık mıdır?
Menopoz ile birlikte ne tür sağlık riskleri artar?
Sıcak basmaları neden olur?
Sıcak basmalarını azaltmak için neler yapabilirim?
Menopozda ne tür hormon tedavileri verilmektedir?
Menopozda hormon tedavileri ne şekilde uygulanmaktadır?
Menepozda hangi durumlarda hormonal ilaçlar verilemez?
Menapozdaki hormon tedavileri hangi yollardan uygulanabilir?
Menopozda libidoyu arttırmak için hangi ilaçlar kullanılabilir?
Hormon tedavileri kilo yapar mı?
Hormon tedavilerinin bana ne tür faydaları olacaktır?
Hormon tedavilerinin başka faydaları var mıdır?
Hormon tedavisine ne kadar devam edebilirim?
WHI çalışması nedir?
Menopozdaki hormon tedavilerini her kadın almalı mıdır?
Hormon harici kullanılabilen bitkisel ilaç tedavileri var mıdır?
Sıcak basmaları için önerilen başka doğal alternatifler var mıdır?
Kemik erimesi kadınlarda erkeklere oranla daha mı sıktır?
Kemik erimesi ve kırıklar nasıl oluşur?
Osteoporosdan korunmak için neler yapmalıyım?
Kemiklerdeki yoğunluk nasıl ölçülür?
Osteoporoz tedavisi için hangi ilaçlar bulunmaktadır?
Referanslar

Menopoza girdiğimi nasıl anlayabilirim?
Menopoz tespitinde hormon testleri önemlidir

Bir kadının menopoza girip girmediği özellikle 40 yaşından sonra gelişen adet gecikmeleri ve adet düzensizlikleri sonucunda yapılan hormon testleri ile saptanabilmektedir.


Menopozun ilk belirtisi beyinin hipofiz bezinden salgınan ve gittikçe yükselen “FSH hormonu”dur.  Menopozun ilerleyen zamanlarında adetinizin araları açılacak, LH hormonu yükselecek ve E2 (Estradiol) hormonu düşecektir.



Bir kadın 12 ay süresince adetten kesilmiş ve hormon değerleri de menopoz durumu ile uyumlu ise bu durumda menopoza girdiğinden bahsedilebilir.

Menopoza girdikten sonra çocuk sahibi olabilir miyim?
Bir kadın menopoza giriş dönemlerinde salgılanan yüksek miktardaki FSH hormonu sayesinde yumurtalıklarının uyarılmasıyla gebe kalabilir. Çünkü ani FSH yükselmeleri ile birlikte o ay içinde bir yumurtlama (ovulasyon) olabilmektedir. Ancak bu son derece nadir bir durumdur. 

Bu nedenle çocuk sahibi olmayı düşünmüyorsanız adetten tam olarak kesilinceye kadar bir aile planlaması yöntemleri ile korunmanızda fayda olacaktır.
Hormon düzeyleri yükselmiş ve tamamen adetten kesilmiş birisinin gebe kalması ise mümkün değildir.

Menopoz bir hastalık mıdır?
Hayır.
Menopoz günümüzde kadınların hayatlarının yaklaşık üçte birini geçirdikleri doğal bir süreçtir. Yaşlanmanın bir başlangıcı olarak da görülmemelidir.

Menopozda sık olarak görülen depresyon, yorgunluk, cinsel dürtüde azalma, güven kaybı, konsantrasyon ve hafıza kaybı gibi psikolojik problemlerin menopoza mı yoksa yaşlanmaya mı bağlı olduğu ise net olarak bilinmemektedir.

Burada ilginç olan hayvanlar aleminde menopoz diye bir sürecin yaşanmadığıdır.

Menopoz ile birlikte ne tür sağlık riskleri artar?
Kadınlar menopoza girdikten sonra kalp ve damar hastalıkları, kemik erimesi (osteoporos) ve inme (felç) açısından riskler ile karşı karşıya kalırlar. Ancak kişiye özel tedaviler ve uygun medikal check up’lar ile bu tür risklerin en aza indirilmesi mümkündür.

60 yaşının üzerindeki kadınlardaki ölümler en sık olarak kalp ve damar hastalıklarına bağlıdır. Koroner kalp hastalıkları en sık olarak damar sertliği (atheroskleroz) denen olay sonucunda gelişmektedir.

Sıcak basmaları neden olur?
Sıcak basmaları, tıbbi literatürde “hot flush” olarak geçer ve özellikle menopoza giriş dönemi ile girdikten sonraki ilk yıllarda kişilerde hayat kalitelerini etkileyen önemli şikayetlerdendir.

Sıcak basmaları özellikle menopoza geçiş döneminde (klimakterik dönem),  inen ve çıkan estrojen hormonunun beynin ısı ayarlayıcı merkezlerindeki mekanizmaları etkilemesinden kaynaklanmaktadır.

Direkt estrojen azalmasının ise sıcak basmalarına neden olduğunu söylemek zordur. Çünkü bu durumda ilerleyen zaman içinde azalan estrojen hormonuna rağmen sıcak basmalarının artması gerekirdi, halbuki bu durum tersinedir.

Sıcak basmalarını azaltmak için neler yapabilirim?


Sıcak basmaları genellikle menopoza girmeden önceki dönem ile girdikten sonraki birkaç ay ile birkaç yıl arasında görülmektedir. Çok nadiren menopoza girdikten 10 yıl sonrasına kadar da devam edebilmektedir.



Sıcak basmalarını azaltmak için kafein (kahve, kola, çikolata gibi) içeren gıdalardan ve cips türü baharatlı gıdalardan uzak durmak, stres faktöründen  mümkün olduğunca uzak durmak, alkol tüketimini azaltmak ve sık aralıklarla duş almak önerilmektedir. 
 


Ayrıca menopoza giriş döneminde doktor tavsiyesi ile kullanılan döngüsel (siklik, aralıklı) hormon tedavileri, “klonidin” içeren bantlar ve bazı bitkisel diyet kürleri (fitoestrojenler) de faydalı olabilmektedir.

Menopozda ne tür hormon tedavileri verilmektedir?
Menopozda kişinin problemine, genel sağlık durumuna ve yaşına göre uygun hormon tedavileri (HT) verilebilmektedir.

Hormon tedavileri 1960’lı yılların başlarından itibaren estrojen ve progesteron kombinasyonları şeklinde kadınlarda uygulanmaktadır.

Ancak kanser harici nedenlerle rahmi alınmış (histerektomize) kadınlarda ilave progesteron takviyesine gerek yoktur; bu hastalarda hormon replasmanı olarak  yalnızca estrojen yetmektedir.

Hormon replasmanı için kullanılan ilaçlardaki kullanılan hormon miktarları her geçen gün gittikçe azalarak devam etmiştir. Günümüzde kullanılan hormonal ilaçlar bir doğum kontrol hapının yaklaşık 4 de biri kadardır.

Menopozda hormon tedavileri ne şekilde uygulanmaktadır?
Menopoza yeni girmiş veya henüz girmekte olan dönemlerde yaşanan adet düzensizlikleri ve sıcak basmalarından dolayı doğum kontrol haplarına benzer ama çok daha az hormon içeren “döngüsel (siklik)” ilaçların kullanılmasında fayda olacaktır.  Böylelikle kişinin hem sıcak basmaları azalacak hem de periyodik olarak adet görmesi ile birlikte psikolojik olarak rahatlaması sağlanacaktır.

54 yaşın üzerinde ve adetten kesileli en az 12 ay geçmiş olan bayanlarda ise “aralıksız (sürekli)” hormon tedavilerinin kullanılmasında fayda bulunmaktadır. Bu şekilde can sıkıcı ve endişelere neden olan ara kanamalarının görülme sıklığı azalmaktadır. 

Tabi ki bu tür hormonal ilaçlar verilirken kişinin hormon almasında herhangi bir sakınca olup olmadığının da daha önceden saptanması gereklidir.

Menepozda hangi durumlarda hormonal ilaçlar verilemez?
 Ani ve Ciddi karaciğer hastalıkları
 Nüks ile seyreden rahim ve meme kanserleri
 Aktif damar içi pıhtı (venöz tromboemboli) durumlarında hastalara hormon tedavileri KESİN OLARAK verilemez (Absolut Kontrendikasyon) .

Diğer taraftan;
 Anormal vajinal kanama
 Memede tam incelenmemiş kitleler
 Rahim veya meme kanseri öyküsü olanlar
 Meme kanseri açısından yoğun ailesel öyküsü olanlar
 Damar içi pıhtı (venöz tromboemboli) öyküsü olanlar
 Tromboemboli için aile öyküsü olanlar
 Belirlenmemiş koroner kalp hastalığı öyküsü olanlarda hormon tedavileri GÖRECELİ olarak verilemez (Relatif Kontrendikasyon) .

Hormon replasman tedavileri şişmanlarda, tansiyon veya şeker hastalarında, tiroid hastalığı olanlarda, astımı olanlarda, safra kesesi hastalığı olanlarda, epilepsi (sara hastalığı) olanlarda, hafif karaciğer hastalığı olanlarda uygun şekildeki ilaç formlarında ve uygun süreliğine verilebilmektedir. Tedavilerde önemli olan konu hastayı değerlendiren hekimin görüşleri ve yönlendirmeleri ile hastanın tedaviden beklentileridir.

Diğer taraftan tedavilerde her zaman hastanın tedaviden sağladığı kar/ zarar oranı düşünülmelidir.

Menapozdaki hormon tedavileri hangi yollardan uygulanabilir?
Menopozda kişilere uygulanılan pek çok formda ilaç tedavileri bulunmaktadır.

Bu geniş alternatifler arasında;
 Ağızdan alınan düşük doz sürekli ve aralıklı (döngüsel) haplar,
 Cilt altı implantlar,
 Burundan (nasal) spreyler,
 Cilde yapıştırılan bantlar (transdermal sistem),
 Cilde uygulanılan jeller,
 Vajina içine uygulanan krem, fitil ve halkalar,
 Rahim içine yerleştirilen spiraller (Mirena) bulunmaktadır.

Ayrıca cinsel isteği arttırmak için erkeklik hormonu içeren ampul, cilde yapıştırılan bant ve jel formlarında “testosteron preperatları” bulunmaktadır.

Menopozda libidoyu (cinsel isteği) arttırmak için hangi ilaçlar kullanılabilir?
Menopozda cinsel uyarılmayı arttırmak için en sık olarak testosteron ilaçları kullanılmaktadır. Testosteron bir tür erkeklik hormonu olup cinsel dürtüyü uyarmaktadır.

Kadınlara testosteron ampul, cilde implant, bant ve jel formları şeklinde uygulanabilmektedir. Ancak bu tür uygulamaların bir takım yan etkileri mevcuttur. Bu yan etkiler arasında en sık görülenleri ise seste kalınlaşma, üst dudak ve çenede tüylenme, cilde yağlanma ve akne (sivilce) şikayetleridir.  Şikayetler ilacın kesilmesi ile geçicidir.

Hormon tedavileri kilo yapar mı?
Hayır yapmaz. Bilinenin aksine hormon tedavilerinin kilo yapıcı bir etkisi bulunmamaktadır.

Hormon tedavilerinin bana ne tür faydaları olacaktır?

Hormon tedavileri ile menopoza geçiş daha rahat ve yumuşak bir şekilde yapılabilir. Yani geçiş dönemindeki adet düzensizlikleri, sıcak basmaları, ateş, terleme, halsizlik, çarpıntı ve uykusuzluk gibi şikayetler giderilebilir.

Diğer taraftan yapılan çalışmalarda görüldüğü üzere menapoz döneminde uygulanan hormon tedavileri Alzheimer hastalığı ve Osteoporoz sorunlarını daha ileriye erteleyebilmektedir.

Hormon tedavilerinin başka faydaları var mıdır?
Hormon tedavileri ciltte nemlenme ve kalınlaşmayı sağlayarak kadınlarda kozmetik açıdan iyi bir görünüm sağlamaktadır. Ayrıca derinin esnekliğini de arttırmaktadır.

Diğer taraftan menopoz döneminde mesaneden çıkan idrar kanalı ve vagina dokusunda incelmeler ortaya çıkmaktadır. Bu tür problemler idrar kaçırma, sık idrara çıkma, vajinada kuruluk, ilişki sırasında yanma ve acıma gibi problemlere neden olmaktadır.

Yine vaginal dokunun incelmesi PH’ın yükselmesi ile birlikte bir takım vaginal enfeksiyonlara zemin oluşmaktadır.

Özellikle lokal (bölgesel) olarak uygulanan östrojen tedavileri bu tür şikayetleri gidermektedir. Verilen “östriol (E3)” tipi östrojen ilaçları sistemik dolaşıma katılıp rahim içi zarı (endometrium) uyarmadığı için son derece güvenilirdir.

Hormon tedavisine ne kadar devam edebilirim?
Hormon tedavileri alan kadınlar düzenli menapoz izlemlerine gitmek kaydı ile 3-4 yıl süresince tedavilerine devam edebilirler.

Burada kişi için en uygun ilaç, en düşük etkin dozdan başlanmalı ve periyodik (yıllık) değerlendirmeler ile kadının gereksinimine ve klinik cevaba göre doz ayarlanmalıdır. 

WHI çalışması nedir?
Menopozda hormon tedavilerine bakışı değiştiren WHI çalışmasının sonuçları tüm dünyada uzun süreli yankılar bulmuştur. ABD'de yapılan bu prospektif çalışma, halen hormon tedavisinin etkilerini inceleyen en geniş çaptaki araştırma niteliğindedir.

50-79 yaşları arasında, 16.000 kişiyi kapsayan ve 8.5 yıllık süreci içermesi planlanan WHI çalışması sonuçlarına göre; 5 yıl süre ile hormon kullanıldıkları zaman normalde her 10.000 kadında görülen 30 meme kanseri olgusunun 38 ‘a yükseldiği izlenmiştir. Bu 10.000 kadın içinde ilave 8 meme kanseri olgusu demektir.

Yine aynı çalışmada ekstra 7 kalp krizi ve 8 akciğer embolisi (pıhtısı)görülmesi üzerine tamamlanması 8.5 yıl olarak planlanan çalışmanın 5.2’inci yılında (2002’de) sonlandırılmasına neden olmuştur. 

WHI çalışmasının yarıda kesilmesinin en büyük nedeni artan meme kanseri olgularıdır. İstatiksel olarak 10.000’de 30 olarak izlenilen meme kanserleri olgularının hormon tedavisi ile 10.000’de 38’e çıkması %26’lık bir artışı gösterirken bu durum kamuoyuna yanlış bir şekilde “hormon tedavisi %26 oranında kanser yapıyor” şeklinde açıklanmış ve tüm spekülatif haberler hormon ilaçları kullananlar tarafından gereksiz paniğe sebebiyet vermiştir.

Çalışmanın sonuçlarının maalesef tüm medyada abartılı ve sansasyonel bir şekilde gündeme gelmesi üzerine dünyadaki pek çok kişi hormon tedavilerini terk etmiştir. Halbuki WHI çalışması pek çok bilim adamı tarafından eleştirilmiş ve çalışmanın plan aşamasından itibaren pek çok eksikliklerinin bulunduğu ifade edilmiştir.  

Burada unutulmaması ve belirtilmesi gereken nokta ise eskiden kalp koruyucu amaçlı olarak verdiğimiz hormon replasman tedavilerinin günümüzde bu amaçla bir yerinin olmadığıdır.

Hormonal tedaviler verirken en düşük dozda, en az yan etkili ve kişi için en uygun tedavi alternatifinin düşünülerek başlanması gereklidir.

Menopozdaki hormon tedavilerini her kadın almalı mıdır?
Hayır.  Menopoz tedavileri kemik yoğunluğu iyi olan, Alzheimer açısından ailesel risk taşımayan ve sıcak basmalarını yoğun olarak yaşamayan kadınlarda uygulanmamalıdır.

Hormon harici kullanılabilen bitkisel ilaç tedavileri var mıdır?
Evet.  Kadınlarda özellikle sıcak basmalarını gidermek için kullanılabilen bir takım bitkisel tedaviler bulunmaktadır.

Estrojen içeren bitkisel ürünlere “Fitoestojenler (Phytoestrogen) ” denmektedir. Bu arada “fito (phyto)” bitki anlamına gelmektedir.

Çoğu kadının hormon kullanmak isteğinin olmaması kişileri fitoestrojen kullanımına itmiştir. Batı dünyasında kadınların yaklaşık %40’ı diyetlerine ek olarak bitkisel veya vitamin tabletleri şeklinde ilaçlar almaktadır.

Bitkilerdeki fitoöstrojenler kimyasal maddelerden daha düşük miktarda östrojenik etkiye sahiptirler.

Fitoöstrojenler iki ayrı formda bulunmaktadırlar: "Lignanlar" ve "İsoflavonlar".

Lignanlar keten tohumu, buğday, meyve ve sebzelerde yer alırken, isoflavonlar soya ve baklagillerde bulunmaktadır.

İsoflavonlar tıp dünyasında daha çok incelenmiş ve kullanıma girmiştir. Epidemiyolojik çalışmalar Japonya ve Pasifik ülkeleri gibi soyanın daha çok tüketildiği bölgelerde kalp hastalıkları, kolon ve meme kanseri, osteoporoz ve menopozal sıcak basmaları gibi sağlık problemlerinin daha az görüldüğünü göstermektedir. Hatta Japonca’da sıcak basması anlamına gelen bir kelime dahi bulunmamaktadır.

Hayvanlarda yapılan çalışmalar fitoestrojenlerin kardiyovasküler hastalıklara ve osteoporoza karşı yararlı olduğunu göstermiştir.  Ancak bu gözlemlerin insanlara uyarlanması zor gözükmektedir ve günümüze gelen veriler çelişkilidir.

Her ne kadar bu tür fitoestrojen diyetlerinin menopozun problemlerini rahatlatmadaki yararları kesin olarak bir netlik kazanmasa da bu besinler pek çok diyetisyen tarafından önerilen sağlıklı beslenme şekillerinin bir parçasıdır.

Sıcak basmaları için önerilen başka doğal alternatifler var mıdır?
Menopozda diğer alternatif tedavi seçenekleri arasında;
 Cimicifuga Racemosa
 Agnus Castus
 Sibirya Ginsengi
 Dong Quai
 Evening Primrose Oil
 Wild Yam
 St. John’s Wort bulunmaktadır.

Bu alternatif yöntemler arasında en sık olarak bilimsel yönden çalışılan Cimicifuga racemosa’dır. Ancak halen elde yeterli bilimsel veriler bulunmamaktadır ve uzun dönemli etkileri de bilinmediği için sadece 6 ay süreyle kullanımı önerilmektedir.

Kemik erimesi kadınlarda erkeklere oranla daha mı sıktır?
Evet.
  Kemik erimesi menopozdan sonra hızla artmakta ve özellikle kadınlarda ciddi bir sağlık sorunu haline gelmektedir. 

70 yaşına gelmiş bir kadın kemiklerinin %50’sini kaybederken, 90 yaşına gelmiş bir erkek kemiklerinin ancak %25’ini kaybetmektedir.

Erkeklerdeki kemik erimelerinin kadınlara göre daha az olmasının en büyük nedeni özellikle testislerden salgılanan “testosteron hormonu” dur. Erkeklerdeki testosteron (erkeklik hormonu) aynı kadınlardaki östrojen hormonu gibi çalışarak kemik yapımını arttırmaktadır.

Diğer nedenler arasında kadınların hayat uzunluklarının daha fazla olması, erkeklerin daha çok fiziki güç gerektiren işlerde çalışması ve bu şekilde doğal egzersiz yapmaları yer almaktadır.

Kemik erimesi ve kırıklar nasıl oluşur?
Osteoporos yaş birlikte artmaktadır

İnsanlarda kemikler bir taraftan “osteoklast” adı verilen “yıkıcı hücreler” tarafından yıkıma uğrarken, diğer taraftan “osteoblast” adı verilen “yapıcı hücreler” tarafından yenilenmektedir. Buna “kemik döngüsü” adı verilmektedir.

Erişkin bir insanda her 7-10 yıl içinde, gençlerde ise her 2-3 yıl içinde bu şekilde kemiklerin tamamı yenilenmektedir.



İnsanlarda 30 yaşından sonra kemik yıkımı kemik yapımına göre üstün hale geçmekte ve kemiklerdeki azalma yavaş yavaş kendisini göstermektedir.

Özellikle uzun kemiklerin gövdesi “kompakt” dediğimiz sert kemik dokusu ile kaplıyken, uç kısımlar “trabeküler” adı verilen ve “bal peteğini” andıran bir yapı ile örülmüştür. İşte osteoporos dediğimiz durum özellikle kemiğin bu trabeküler kısmında yıkımın artması sonucunda gelişmekte ve zaman içinde sessiz bir şekilde ilerleyerek kişilerde kemik kırılmalarına neden olmaktadır.

Kemik kırıkları kadınlarda en sık olarak bu trabeküler kısmın yoğun olduğu kalça (pelvis), bel (lomber vertebra) ve el bileği (radius) kemiklerinde sık olarak ortaya çıkmaktadır.

Omurgada her yıl %2, kalçada %1’lik bir kemik azalması vardır. %10’luk kemik kaybı kırık riskini iki kat arttırmaktadır.

Bu nedenlerle kadınların %40’ı hayatlarında en az bir kez kemik kırılması sorunu ile karşılaşmaktadırlar. Bu da kişiler için önemli bir sağlık sorunu, ülke bütçeleri için de ciddi bir maliyet anlamına gelmektedir.

Kemik kırıkları tıbbi literatürde “fraktür” olarak geçmektedir.

Osteoporosdan korunmak için neler yapmalıyım?
Kadınlarda kemiklerdeki azalma 30 yaşından sonra başlamakta, bu yıkım menopozdan sonra hızlı bir şekilde artmakta ve daha sonraki yıllarda kemik kaybı şiddetini azaltarak yıllar boyu devam etmektedir. Bu nedenle kemikleri osteoporoz boyutuna getirmeden genç yaşlardan itibaren korumak daha önemlidir.

Kemiklerin kütlesini en iyi şekilde korumak için spor yapmak, düzenli (özellikle kalsiyumdan zengin gıdalardan)  beslenmek, sigara ile alkolden uzak durmak ve düzenli sağlık kontrollerinden geçmek önemlidir.

Kilolu bayanlar yağ dokularında daha fazla estrojen hormonu taşıdıklarından ötürü osteoporoza yakalanma açısından zayıflara göre şanslı olmakla beraber, meme ve rahim kanserleri açısından risk altındadırlar.

Kemiklerdeki yoğunluk nasıl ölçülür?
Kemik Mineral Dansitometre Cihazı ile Kemik Ölçümü


Kemik yoğunluğu en sık olarak “DEXA” adı verilen bir yöntemle kişinin bir cihaza uzanıp yattıktan sonra ilgili bölümlerin taranması ile ölçülmektedir. Bu işleme “KMD (Kemik Mineral Dansitometri)” adı verilmektedir. (Yandaki resim- KMD cihazı)

Kemik mineral dansitometrisinde en sık olarak kemik erimesinin daha fazla görüldüğü kalça ve bel omurga kemiklerine bakılmaktadır.
 

 

KMD T skoru kişinin 30 yaşında olan kemik yoğunluğuna göre olan standart sapmayı ifade etmektedir. T İngilizcede otuz anlamına gelen “thirty” kelimesinden gelmektedir.

Kemik yoğunluğu T skoru -2,5 değerinin altında çıkması durumunda osteoporoz durumundan bahsedilir ve bu durumda kırık riski 4 kat artmıştır.

Kemik yoğunluğu T skoru -1 ile -2,5 arasında ise “osteopeni” (kemik azalması) durumundan bahsedilir ve bu durum osteporoza geçiş olarak görüldüğünden kişiye öneriler verilerek izleme alınır.

KMD T skoru -1 ve üzerinde ise bu durum normal olarak kabul edilmektedir.

Burada unutulmaması gereken nokta kemik mineral dansitometrisinin kemik yoğunluğunu değerlendiren indirekt bir yöntem olduğu ve yanılma payının olduğudur. Ancak kullanımdaki kolaylığı nedeni ile kemik yoğunluğunu değerlendirmede dünyadaki en uygun yöntem olarak kabul edilmektedir.

Osteoporoz tedavisi için hangi ilaçlar bulunmaktadır?
Osteoporoz tedavisinde hormonal ve hormonal olmayan ilaç tedavileri kullanılabilmektedir.

Hormonal olmayan preparatlar arasında en sık olarak Bifosfonat’lar, Raloxifen, Kalsitonin, Kalsiyum ve D vitamini içeren ilaçlar sayılmaktadır.  Bu ilaçlara “antiosteoporotik ajanlar” adı verilmektedir.

İlaç tedavilerinde en iyi yaklaşım kişinin genel sağlık durumuna, menopoz yaşına ve kemik yoğunluğuna en uygun ilacın verilmesidir.  Bu nedenle tek bir ilaç seçeneğinden bahsedilemez.

NOT:  Bu sitede bulunan tüm yazılar bilimsel kaynaklardan kişilere bilgi sağlamak amacıyla güncel bilgiler ışığında Jinekolog Operator Dr. Süleyman ESERDAĞ tarafından hazırlanmıştır. Ancak hastaların kendi durumları ile ilgili tedavilerini ancak kendilerini izleyen ve muayene eden hekimleri verebilir.

İzin alınmadan yapılan alıntılar için ise kesin olarak yasal yollara başvurulacaktır. 
 
REFERANSLAR
1.  Norman SG. Studd JWW. A survey of views on hormone replacement therapy. Br J Obstet Gynecol 1994;101:879-87
2.  Vickers M, Meade T. Darbyshire J. WISDOM: history and early demise-was it inevitable? Climacteric 2002;5:317-25
3.  Hayes J. Ockene JK, Brunner RL, et al. Effects of estrogen plus progestin on health-related quality of life. N Engl J Med 2003;348:1-15
4.  Lloyd GW, Jackson G. Pre-menopusal risk factors for coronary artery disease. J Br Menop Soc 2002;8:108-11
5.  Million Women Study Collaborators. Breast cancer and hormone replacement in the Million Women Study. Lancet 2003;362:419-27
6.  Purdie DW. What is tibolone-and is it a SPEAR? Climacteric 2002;5:236-9
7.  Copper C. Epidemiology of osteoporosis. Osteoporos Int 1999;9:S2-8
8. Hormone replacement therapy in climacteric aging brain. International Menopause Society Expert Workshop, Pisa, March 15-18, 2003. Climacteric 2003;6:186-203

İlgili Linkler
Menopozda Hormon Tedavileri  >>>
Menopozda Kalp Hastalıkları ve Hormonal Tedaviler  >>>
Kadınlarda İdrar Kaçırma Problemleri ve Tedaviler  >>>

 


Hera Kadın Sağlığı Merkezi






 

Jinekolog Ankara...
Ankara'da jinekolog doktor ararken...
İşte dikkat etmeniz gerekenler...


 


Dr. Süleyman Eserdağ sorularınızı yanıtlıyor

 








Hera Kadın Sağlığı Merkezi - ANKARA (Merkez)
Tunus Cad. No: 48/11 Kavaklıdere / Ankara
Tel-Fax: (312) 426 85 25 GSM: (532) 452 06 56

Eleştiri ve sorunlarınız için bize yazın: suleyman@eserdag.com

Sitenin tüm tasarımı ve içeriği Op.Dr. Süleyman Eserdağ tarafından yapılmıştır.
Yazarın izni olmaksızın asla bilgi veya resimler kullanılamaz. Kadın Sağlığı & Gebelik sitesi © 2004 www.jinekolognet.com